ÖZÜ : GECİKMİŞ İTİRAZ İLE USULSÜZ TEBLİĞ FARKI

T.C.
YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ
    E. 2013/186
    K. 2013/8777
    T. 12.3.2013
    DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürdal Ergün tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
    KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
    İİK.nun 65. maddesinde, koşulları belirlenen gecikmiş itirazda, tebligat usulüne uygun olarak yapılmış olup, muhatap bir engel nedeni ile süresi içinde itiraz edememiştir. Bu durumda, gecikmiş itirazda bulunacak kişi, mazeretini gösteren delillerle birlikte esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını da engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde icra mahkemesine bildirmek zorundadır. İcra Hakimi, gecikmiş itiraz nedenlerini inceledikten sonra gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre, takibin tatilini tensip edebilir. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celse de alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da isteyebilir. Bu takdirde tetkikata devam olunarak icra mahkemesinde gerekli karar verilebilir.
    Usulsüz tebligatta ise, İİK.nun 65. maddesine göre yapılacak incelemeden farklı olarak, tebligat usulüne uygun olarak yapılmamıştır. Bu durumda İcra Hakimi tebliğ işleminin 7201 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını inceleyecek ve aynı kanunun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebliğ tarihini düzeltecektir.
    Borçlunun dilekçesinde; gecikmiş itirazdan söz etmesi sonuca etkili değildir. Zira, HMK.nun 33. maddesi ( HUMK.nun 76. maddesi ) gereğince, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin tesbiti hakimin görevine giren bir konudur. ( HGK.5.6.1991-1991/12-258E-344K. )
    Somut olayda, borçlu vekilinin başvurusu usulsüz tebligata dayalı, tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemi olarak tavsif edilmelidir.
    Diğer yandan, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen Adreste Tebligat” başlığını taşıyan 10. maddesinde; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir.” hükmüne yer verilmiş, Tebligat Knununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 1.fıkrasına göre de, ” Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır.” düzenlemesi getirilmiştir.
    Postada Tebligat İşlemleri Rehberi’nin 45. maddesinde ise; “Tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. Muhatabın en son adresi, tebliğ evrakında kayıtlı bulunan adres olabileceği gibi, tebliğ yapacak dağıtıcının araştırma ve soruşturma ile öğrendiği adres de olabilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
    Tebligat Kanunu’nun 10. ve 35. maddelerinde değişiklik yapan 6099 Sayılı Yasa, ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihi olan 17.01.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
    Yukarıdaki hükümler gereğince, tebliğ yapılmak istenen kişinin bilinen en son adresinde tebliğ işleminin yapılması gerekmektedir.
    Somut olayda, her ne kadar borçlu tüzel kişinin Ticaret Sicil Müdürlüğünce bildirilen ve ticaret sicilinde kayıtlı olan Turgut Reis Mah. Barbaros Cad. Tekstil Kent Ticaret Mr B4 Blk. No:49 Esenler İstanbul adresine çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade olunması üzerine 17.04.2012 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yapılmış ise de; alacaklı tarafından, takipten önce, borçluya İki Telli Organize San. Bölgesi, Giyim San. San. 2. Ada A Blok No:501 İkitelli İstanbul adresine 28.03.2012 tarihinde noterden ihtarname tebliğ edildiğine göre, borçlunun bilinen son adresi ihtarnamede yazılı olan bu adresidir. Nitekim 25.04.2012 tarihinde yayınlanan ticaret sicil gazetesinde borçlu şirketin merkez adresinin ihtarnamede belirtilen adrese taşındığı anlaşılmaktadır.
    O halde yukarıda açıklanan ilke uyarınca, bu hali ile borçlunun ( tebliğ tarihi itibariyle ) ticaret sicilinde bulunan ve ticaret sicil müdürlüğünce bildirilen adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olduğundan söz edilmesi olanaklı değildir ( Hukuk Genel Kurulu’nun 04.11.2009 tarih ve 2009/12-408 Esas, 2009/486 Karar sayılı kararı ).
    7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
    O halde mahkemece, tebligat usulsüzlüğü şikayetinin kabulü ile ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
    SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

LEAVE A COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir